| Önce Oyuncakları Yönet Sonra Dünyayı |
|
Bir ülkenin yakın geleceğini tahmin etmek ve o ülkenin dünyadaki etkinliğini ölçmek için bakmamız gereken önemli bir öğe oyuncak...
Yazan: Nagehan Alçı
Oyuncak, oyuncak, oyuncak... Bu kelime üzerine biraz düşünelim. “Renkli plastik” klişesinden çıkaralım onu. Çeşitlerine, işlevlerine bir göz atalım. Çünkü bir ülkenin yakın geleceğini tahmin etmek ve o ülkenin dünyadaki etkinliğini ölçmek için bakmamız gereken önemli bir öğe oyuncak. * * * Oyuncak 1900’lerin başında bu gün bildiğimiz kavramdan oldukça farklıydı. Bir kompozisyon şeklinde tasarlanıyor, içine küçük objeler yerleştiriliyor ve kendi içinde bir dünya oluşturuyordu. 1920 yapımı “oyuncak hastaneler” vardı örneğin. Bir platformun üzerine yerleştirilmiş bina simulasyonunun içinde minik minik yataklar, üzeri kanlı hastalar, çalışan doktor ve hemşireler yer alıyordu. Bu “oyuncak hastane” dünya savaşının izlerini taşıyordu. O dönemde hastaneler dolup taşıyordu ve çocuklara savaşın sonuçları anlatılıyordu bu oyuncakla. * * * Hitler başa geçer geçmez “Reich oyuncakları” tasarlattı. Yine büyükçe bir platform üzerinde bir kürsü yer alıyordu. Bu kürsünün üzerinden Hitler, yüzlerce askere sesleniyor, arka planda da Alman gençler üretim yapıyorlardı. 1930’un başlarında tasarlanan bu oyuncakla büyüyen birçok Alman çocuk vardı. Onlar liderlerinin kim olduğunu ve toplumda ne yapmaları gerektiğini bu oyuncağa bakarak öğrendiler. Sonrasını biliyorsunuz... * * * 1950’lerde kız çocuklarına yönelik “mutfak oyuncaklar” üretildi. O mutfaklarda bugünün modern büyük mutfaklarını aratmayacak şekilde her türlü detay düşünülmüştü. Sıra sıra tenceler, tavalar, pasta kalıpları vardı. Şık giyimli bir kadın tezgahta yemek yapıyordu. Bu da kadının toplumdaki yerini öğretiyordu çocuklara. * * * 1970’lerin sonuna kadar devam eden ve bugünkü biblo kavramına denk gelen oyuncak kavramı çok renkli, çok detaylıydı. Adeta yaşayan bir dünya vaat ediyordu tek bir oyuncak. Bunun sebebi ise o dönemin şartlarıydı. Televizyon, bilgisayar gibi görsel bir sunum olmadığı için çocuklar görsel dünyalarını bu oyuncaklarla oluşturuyorlardı. Kısacası geleceğin yetişkinleri bu küçük dünyalara bakıp kendi dünyalarını şekillendiriyorlardı. * * * Seri üretime geçilmesine teknolojinin gelişmesi de eklenince oyuncak kavramı adeta atomize oldu. Artık seyirlik oyuncaklar değil, “kullan-at” bebekler, arabalar üretilmeye başlandı. Bu da şaşırtıcı değildi aslında çünkü devir “hızlı tüket ve zincirin parçası ol” devriydi. O basit ve kısa ömürlü oyuncaklar da tıpkı Hitler döneminin oyuncakları gibi devrini yansıtıyor ve gelecek ile ilgili bilgiler veriyordu: Bu oyuncaklarla oynayan 80’lerin çocukları büyük endüstri zincirlerinin parçası olacak, tek bir noktaya yoğunlaşacak ve muhafaza değil tüketim odaklı yaşayacaklardı. * * * 2000’lere gelince... Bugün oyuncaklar basit olmalarına karşın çok renkli, hareketli ve gürültülü. Erkeğin gücüne vurgu yapan Örümcek adamlar, bilgisayar çağının “tek tuşla yönetim” özelliğini yansıtan uzaktan kumandalı arabalar, robotlar... Bu oyuncaklar odaklanmanın güçleştiğine işaret ediyor. Gürültülü ve hareketli çevrelerde çocukların tek birşeyle ilgilenmesi güç. Bunu sağlamak için ses ve ışıklardan yararlanılıyor. Böylece durağanlığıyokluk olarak algılayan, aksiyon bağımlısı bireyler yaratılıyor. * * * Türkiye’de üretilen oyuncak sayısı yok denecek kadar az. Bu, dünyadaki üretim gücünde ve karar mekanizmasında söz sahibi olmadığımıza ve olamayacağımıza işaret ediyor. Çünkü oyuncak çocukların gelecekteki rollerini şekillendirme görevine sahip. Türkiye oyuncak üretimine dahil olmadığı için bu süreçten de dışlanmış durumda. * * * Peki bu sürecin efendisi, oyuncakların tartışmasız lider üreticisi kim? Çin. Bilmem 10 yıl sonraki dünya portresi gözünüzde canlandı mı? Kaynak: www.aksam.com.tr
Yer imi olarak ekle
E-posta ile gönder
Okunma: 58 Yorumlar (0)
![]() Yorum Ekleyin
Yorum ekleyebilmek için oturum açmalısınız. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kaydolun.
|








