| Anlamlı Yaşamak! |
|
Hürriyet İK, http://kurumsal.yenibiris.com, Ağustos 2005
Bazı insanlar, yaşamda sürekli araçlar peşinde koşarlar. Onları elde ettiklerinde ise, mutlu olamadıklarını anlarlar. Bu kez, uyuşturucuda olduğu gibi miktarını artırırlar ancak yine de tatmin olmazlar. Gerçekte aradıkları anlamlı bir amaçtır. Mutluluk da çoğu kez, anlamlı bir amaçtan doğan yan üründür. İşinde akış yaşayan her insan, bu mutluluğa ulaşabilir. Bu akışı yaşayan insanlardan birisi de, Sistem Yayıncılığın sahibi Erdoğan Yenice'dir. 2001 yılında bir gün, kendisiyle ofisinde sohbet ediyorduk. Yenice bana, çok daha fazla para kazanacak mesleki kariyere sahip olmasına rağmen, yayıncılığı seçmesinin nedenlerini anlattı. Kendisine gelen mektuplardan bir tanesini çıkartıp okudu. Mektup, cezaevindeki bir mahkumdan geliyordu. Teşekkür faslından sonra, mektup şöyle devam ediyordu: "Ben kitaplarınız ile cezaevinde tanıştım. Eğer bu kitapları daha önceden okumuş olsaydım, şimdi cezaevinde olmazdım…" Ne anlamlı satırlar değil mi? Çocukluğumda, insanların ağaçlara, kayalara, betona isimlerini yazmalarının sebebini anlayamazdım. Bugün, çoğu kez farkında olmadan ölüm korkularını yenmeye yönelik bir eylem olduğunu biliyorum. Ölümlü varlıkların, bu dünyada iz bırakmak istemelerine yönelik içgüdüsel bir eylemdir. Sadece, nüfus kayıtlarında istatistiki bilgi olarak kalmayı kim arzu eder ki!... Oysa bizler, bilinçli olarak bu dünyada anlamlı izler bırakabiliriz. Bunun içinde, öncelikle ölümle yüzleşmemiz gerekir. Ölüm farkındalığındaki artış, zamanın sınırlı olduğu gerçeğini kavramamızı sağlar. Bu sayede, anlamlı bir yaşamın kapısını aralarız. Nihayetinde; dünküler öldüler, bugünküler ölüyorlar, yarınkiler de ölecekler. Yapmamız gereken şey, bu farkındalık düzeyiyle anlamlı işler yapabilmektir. Anlamlı işler insana zor gelmez, insanı yormaz. Aynen, Hz. Musa'nın hikayesinde olduğu gibi: Tanrı'nın, üstüne On Emri yazmış olduğu iki taş levhayla Sina Dağı'ndan aşağı inen Hz. Musa, levhalar çok ağır ve yol çok dik olduğu halde onları taşımakta hiç zorlanmaz. Yük ona hafif gelir, çünkü levhalar yaradan tarafından nakşedilmiştir ve taşıyıcısı için çok kıymetlidir. Ancak, altın buzağının (Harun tarafından altından yapılan ve İsraillilere tanrı olarak sunulan buzağı biçimindeki put) etrafında dans eden İsraillileri görünce, rivayete göre, sözler taş levhalardan silinir. Levhalar bomboş taşlardan ibaret kalırlar ve birdenbire, Musa (A.S)'nın taşıyamayacağı kadar ağırlaşırlar. Anlamsız bir hayat, en güçlüler için bile taşınamayacak bir yüktür. Kushner'in de dediği gibi, bu efsane önemli bir hayat dersi verir: Yapmakta olduğumuz şeyin bir anlamı olduğuna inanırsak, her yükü kaldırabiliriz. Önemli olan, hayatta her ne iş yapıyorsak yapalım, ona değer katabilmektir. Fark edilebilmektir. Beş milyar yıllık geçmişi olan bir dünyada, bir kez elde ettiğimiz yaşam şansını etkin kullanabilmektir. Peki sizin için anlamlı işler nelerdir? Bugüne kadar anlamlı işler yapabildiniz mi? Geride anlamlı izler bırakabildiniz mi? Kalan ömrünüzde bir iz bırakmayı düşünüyor musunuz? Eğer düşünüyorsanız, öncelikle gideceğiniz anlamlı yıldızı yani, misyon ve hedeflerinizi belirleyerek işe başlayabilirsiniz. Yazan: Mustafa Çeşitcioğlu
Yer imi olarak ekle
E-posta ile gönder
Okunma: 1933 Yorumlar (0)
![]() Yorum Ekleyin
Yorum ekleyebilmek için oturum açmalısınız. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kaydolun.
|








