Kimse bile bile kötü değildir; her kötülük, bilgi sanılan bir bilgisizlikten gelir.

Socrates

Kitaplar

  • Pozitif Zihin Pozitif Başarı
    Pozitif Zihin Pozitif Başarı

    Hayatta Başarı için Farketmeniz Gereken 50 Sır

    Detaylı bilgi...

  • Pozitif İletişim
    Pozitif İletişim

    İletişim Yeteneğini Keşfet

    Detaylı bilgi...

  • Kaliteli İnsan
    Kaliteli İnsan

    Kendinize yeni bir hayat inşa etmek için hazır ve yeterli misiniz?

    Detaylı bilgi...

Kestirme Yollar ve Başarı PDF Yazdır
(1 oy, 5 üzerinden ortalama 5.00)
Hürriyet İK, http://kurumsal.yenibiris.com, Mart 2005

Bana göre, başarılı olmak isteyen insan "maratoncu" olmalıdır. Bilindiği gibi maraton, 42.195 metrelik bir yarıştır. Maratoncu olmak demek; kısa vadeli, geçici başarı anlayışından çok, uzun vadeli, kalıcı başarı anlayışını benimsemek demektir. Maratoncu, kestirme yollardan elde edilen başarılardan kaçınır. Çünkü, bu tür başarıların saman alevi gibi geçici olduğunu bilir. Bu nedenle, başarı yolculuğunda dolarak, emin adımlarla ilerlemeyi tercih eder.

Diğer bir deyişle maratoncu, fasulyenin sırık üzerinde yükseldiği gibi yükselmeyi tercih etmez. Çünkü, dayanılan sırıkların yaşam boyu kalacağının bir garantisi yoktur. Sırıklar çekilir çekilmez aniden yere düşeceğinin farkındadır. Ayrıca, bu tür bir yükselişin, bu tür bir başarının sağlıksız olacağı da açıktır. Bu nedenle maratoncu, kendi ayakları üzerinde yükselmesi gerektiğine inanır.

Oysa, kestirme yollardan başarı elde etme paradigması, günümüz Türk toplumunda bir virüs gibi yayılmaktadır. Bu anlayışın değişik versiyonlarını, toplumun her kesiminde görmek mümkündür. Nerede olursanız olun, nerde yaşarsanız yaşayın fark etmez… Çevrenizi gözlemlemeniz, hatta televizyon programlarına bir göz atmanız bile yeter!

Elbette bunun, tarihi ve sosyolojik kökenleri çok daha derinlerdedir. Kestirme yollardan başarı anlayışı, bizim bireysel değil, toplumsal hastalığımızdır. Nitekim bu tespiti, ülkemizde görev yapan Alman Mareşali Moltke de yapıyor:

Sultan İkinci Mahmut, karşısındaki genç Prusyalı subaya bakmış ve içini hasretle çekerek, iradesini bekleyen Sadrazam Benderli Ali Paşa'ya dertlenmişti:

"Paşa, şu Alman subayı gibi on kumandanım olsa!"

On dokuzuncu yüzyılın en büyük askerlerinden biri, Prusya devletinden Alman birliğini ve Avrupa'nın en büyük kara imparatorluğunu kuran Feldmareşal Karl Benhard Moltke, otuz beş yaşında bir kurmay yüzbaşı olarak, Osmanlı orduları müşavirliği hizmetine, padişahın bu hayranlığı ile girdi.

Yurdumuzda dört yıl sekiz buçuk ay kalan Moltke, mevkileri ne olursa olsun, bütün Türklerin ortak bir tarafı olduğunu belirtiyor: İşin kolay ve çabuk olanını seçmek. Emek ve gayret isteyen, uzun vadeli işlerin Türkleri pek memnun etmediğini söyleyen Moltke, Osmanlı ordusunun ıslahı için üç ayrı plan hazırladı. Planlar, Sultan Mahmud'a sunulduğunda, Padişah dedi ki:

"En kısa zamanda hangisi gerçekleştirilecekse onu anlatınız."

Moltke'nin bu satırları yazmasının üzerinden 150 yıldan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen, aynı alışkanlıklarımızı sürdürmekteyiz. Her alanda işin kolay ve çabuk olanını seçmekteyiz. Takdir edersiniz ki, kestirme yollar çoğu zaman bizi başarı ve mutluluğa götürmez. Ülkemizde yaşanan krizlerin en önemli sebeplerinden bir tanesi, kestirme yolları tercih etme anlayışımızdır.

Ne yazık ki çoğu insanımız, içinde yaşadığı bu sağlıksız kültürün farkında bile değildir. Bu yüzden, yurdum insanı; şans oyunlarına, falcılara ve üfürükçülere, bir gecede şöhret olmaya bu kadar çok bel bağlamaktadır.

Haliyle iş dünyası da, bu sağlıksız kültürden olumsuz etkilenmektedir. Birçok genç insanımız, yıllardır çalışma ve sabır ile didinerek bir yerlere gelmiş insanların, bulundukları mevkilere nasıl geldiklerini göz ardı ederek, aynı haklara ilk günden sahip olmak istemektedir. Bedelini ödemeden, ilk günden her türlü imkana sahip olmayı istemek sağlıklı bir durum olmayıp, içsel sorunlara yol açar. Aşağıdaki hikâye, bu tip insanları tasvir etmektedir.

Şirket sorumlusu, iş için başvuruda bulunan gençle ön görüşme yapıyordu; "Peki, bizden maddi beklentileriniz nedir?" dedi. Genç aday, beklentilerini içtenlikle sıraladı:

"Öncelikle bir otomobil istiyorum" dedi. "Ayrıca, şu anda oturduğum evin kirasını da şirketin karşılamasını bekliyorum. Aylık ücret olarak da şimdilik, üç bin dolara ‘Evet' diyebilirim."

Şirket sorumlusu, gencin isteklerini dinledikten sonra, ona daha geniş fırsatlar içeren bir teklifte bulundu:

"Biz size normal bir otomobil değil, 4x4 bir jeep ve özel yüzme havuzlu bir villa verebiliriz. Ayrıca, aylık ücret olarak da beş bin dolar vermeyi planlıyoruz."

Başvuru yapan genç, bunları duyduktan sonra kendini tutamadı, yerinden fırladı:

"Harika bir öneri, bu" dedi. "Şaka gibi bir şey... Siz benimle iş görüşmesi değil, sanki şaka yapıyorsunuz..."

Şirket sorumlusu gülmeye başladı: "Bravo, çok doğru söylediniz" dedi. "Ama kabul edin, şakayı önce siz başlattınız..."

Başarı yolunda, ne ekersek onu biçeriz. Maratoncu, bugün ektiği tohumun ürününü hemen alamayacağının bilincindedir. Alsa bile, erken doğan prematüre bebeklerde olduğu gibi, bedelinin ağır olacağının farkındadır. Bunun için, acele etmez. Gelişimini zamana yayar. Tıpkı, Çin bambusunda olduğu gibi.

Çin bambusu, ilk dört yıl toprak altında kök salar. Toprak üstünde küçük bir filizden başka hiç bir şey görülmez. Beşinci yılda ise, 25 metreye kadar boy atar. İlk dört yılda, bu kadar uzun bir gövdeyi taşıyabilecek kadar kök salar.

Şimdi sormak istiyorum: Patron olarak, yönetici olarak, çalışan olarak şirketinizde ya da kurumunuzda hangi yolu tercih ediyorsunuz? Kısa kestirme yolları mı, etkili uzun yolları mı?

Peki kişisel başarı yolculuğunuzda hangi yolu seçiyorsunuz? Kalıcı olmayı mı, yoksa geçici olmayı mı?

Kalıcı olmayı seçmişseniz, başarının bedelini ödemeye, gelecekte de var olmaya karar vermişsiniz demektir.

Eğer maratoncu olmayı seçerseniz, mutluluğu da -istemeseniz bile- yan ürün olarak elde edersiniz.

Yazan: Mustafa Çeşitcioğlu
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Ekleyin
Yorum ekleyebilmek için oturum açmalısınız. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kaydolun.

busy