| Mizah Üzerine |
|
Hürriyet İK, http://kurumsal.yenibiris.com, Şubat 2006
Mizah, geçici bir süreliğine de olsa bizi sorunlarımızdan uzaklaştırarak, yaşamda karşılaştığımız zorlanmalarla başa çıkmamıza katkıda bulunan bir yetidir. Rekabetin ve hızın alabildiğince arttığı günümüz iş dünyasında, en çok ihtiyaç duyulan bir husustur. Mizah, negatif enerjimizin olumlu bir şekilde boşaltılmasını sağlayarak gerilimimizi azaltır. Korku, düşmanlık, öfke gibi olumsuz duygulardan kurtulmamıza yardım eder. Güldüğümüzde, kahkaha ve gözyaşına boğuluruz. Her ikisi de, içinde bulunduğumuz stres ve gerginliğin azaltılması açısından son derece yararlıdır. Değiştirme imkanımızın olmadığı olaylara mizahi açıdan bakarak, üzerimizde yaratacağı olumsuz etkiyi hafifletebiliriz. Bazı insanlar, içinde bulundukları katlanılması zor bir durumla sürekli dalga geçerek katlanılabilir bir hale getirirler. Bu açıdan, şarkıcı Metin Şentürk örnek bir sanatçımızdır. Neşeli şarkıcı, sürekli olarak gözlerini espri konusu yaparak, fiziksel eksikliğini katlanılır hale getirmektedir. Neşeli şarkıcı, bir röportajında; "Ben kendimle değil, hayatla dalga geçiyorum. Körlük esprilerinden yola çıkarak toplumu eğittiğimi, körlerin sorunlarını daha kolay kabullenmeleri adına bir yol açtığımı düşünüyorum" diyor. Ve bir anısını şöyle anlatıyor: "Sene 1980. Körler Derneği'nde çalışıyorum. Gidip, konserler veriyoruz kamplarda, yardım topluyoruz. Bir tek şoför görüyor. Bir gün başkanla çıktık yola. Yazın yakıcı sıcağı. Dedi ki başkan, ‘Hele gardaş bir denize girek mi şurada?' İndik denize. Şoförümüz Salih abiyi ancak dizlerine kadar sokmaya ikna edebildik. ‘Burada dur. Biz biraz yüzeceğiz. Bağırırız sana, bize ses verirsin, geri döneriz' dedik. Gayet kalabalık ve gürültülü deniz. Çok sığ olduğu için biraz yürüdük. Biraz derinleşince yüzmeye başladık. Ben bir ara kulak kabarttım. O gürültü, kalabalık gitmiş, hiç ses yok. Çok açılmışız. ‘Salih abi' diye bağırıyoruz. Tık yok. Yönümüzü kaybettik, panik olduk. Başkan bir de demesin mi ki bana; ‘Gardaş ayağıma kramp girdi, hele bir yanıma yaklaş.' Başkanın yüz metre ilerisine kaçtım anında. Zaten kendimi suyun yüzünde zor tutuyorum. Bir gitsem bana yapışacak, ikimiz gideceğiz aşağı. Biraz daha kalsak Yunan adalarına çıkacağız. Başkan can havliyle nasıl yırtınıyor ama. Sonra bir motor, pıtır pıtır yaklaştı. Başkan; ‘Gardaş kurtar beni, ölüyorum' dedi. Ona ya bir ip uzatıyorlar ya bir kürek. Başkan da tutamıyor demek ki. En son dedi ki; ‘Gardaş ben körüm, şunu elime ver, batacağım yoksa.' Motorcu bana döndü, ‘Lan, fırlama. Utanmıyor musun kör adamı buralara getirmeye?' dedi. Baktım bana kızıp almayacak motora. ‘Abi Kur'an çarpsın ben de körüm' dedim. Motora bindik. Başkana dedim ki, ‘Başkan, ayıp ettin. Adam bize bağırıp çağırıyor, bizi bırakıp gidecek, niye demiyorsun ki o çocuk da kör.' ‘Ulan dangalak' dedi; ‘demin beni burada bırakıp kaçan sen değil miydin?" Mizah konusunda, dünya tarihi sayısız örneklerle doludur. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nin gelmiş geçmiş en büyük başkanlarından biri olarak kabul edilen Abraham Lincoln; bütün hayal kırıklıklarına, depresyona, üç oğlunun ve sevgilisinin ölümüne rağmen yılmamış, azimle yoluna devam etmiş, güç ve direnç toplamak için sürekli olarak mizah duygusuna sarılmıştır. Ünlü yazar Helen Keller, işitme ve görme özürlü olmasına rağmen, dünyanın en ünlü yazarları arasına girmeyi mizah ve hoşgörü yetisi sayesinde başarabilmiştir. Henry Ward Beecher; "Mizah duygusundan yoksun bir insan, yoldaki her çakıl taşında sarsılan, yayları olmayan bir vagona benzer" diyerek, mizahın önemini ne kadar da güzel vurgulamıştır. Charlie Chaplin ise; "Hayat yakından bakıldığında bir trajedi, uzaktan bakıldığında ise bir komedidir. Gülünçlükleri görememek belki de günümüzün en yaygın hastalığı. Günlük uğraşılarımıza o kadar dalmışız ki, kendimize dışarıdan bakıp, komik davranışlarımızı göremiyoruz" diyerek bizleri uyarmıştır. Amerika'da şefliğe terfi etmek isteyen polis memuruna mülakat esnasında sorarlar: "Diyelim ki çok süratli bir kovalamacanın içerisindesin. Kullandığın araba bir kavşağa geldiğinde, aniden zırhlı bir savaş gemisi yolunu kapatacak şekilde karşı yola geçmeye çalışıyor. Böyle bir durumda ne yapardın?" Polis hemen cevap verir: "Tabii ki batırırdım!" Amirleri şaşırıp sorarlar: "Peki ama bunu nasıl yapardın?" Polis hemen cevap verir: "Denizaltımla!" İyice şaşırıp, tekrar sorarlar. "Peki denizaltıyı nereden buldun?" O zaman polis memuru son kozunu da oynar ve cevap verir: "Sizin savaş gemisini bulduğunuz yerden!" Anadolu'da bir söz vardır; "Bir kahkaha, bir kilo pirzolaya bedeldir" diye. Bence; kahkahasız, mizahsız geçirilmiş bir gün, ziyan edilmiş demektir. Bol kahkahalı, mizah dolu günler dileğimle... Yazan: Mustafa Çeşitcioğlu
Yer imi olarak ekle
E-posta ile gönder
Okunma: 156 Yorumlar (0)
![]() Yorum Ekleyin
Yorum ekleyebilmek için oturum açmalısınız. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kaydolun.
|








