| Stres; Dost Mu Düşman Mı? |
|
Hürriyet İK, http://kurumsal.yenibiris.com, Nisan 2005
Seminer ve konferanslarımda, "Stresten şikayetçi olanların ellerini görebilir miyim?" diye sorduğumda, neredeyse tüm katılımcıların ellerini havada görürüm. Yediden yetmişe herkesi etkileyen stres, iş dünyasında da önemli bir sorundur. Başa çıkılamadığı taktirde, iş stresi; çalışanların verimliliğini ve performansını azaltan, zaman ve enerjisini israf eden, endişe ve kaygılarını artıran, yaşama sevinçlerini alıp götüren bir olgudur. Nitekim, California Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof. Ken Pelletier de, stresin önemini; "Hastalıkların % 80'i stresle ilişkilidir" sözleriyle ortaya koyuyor. Ancak, böylesine önemli bir konuda, sivrisinekleri yok etmeye yönelik yüzeysel çözümler bir işe yaramaz. Etkin çözümler üretebilmek için, stresin köklerine yönelmek ve stres iklimini bütüncül bir yaklaşımla ele almak gerekir. Eğer stresi sivrisineklere benzetirsek, sadece sivrisineklerle mücadele etmek bir sonuç vermez. Çünkü, aynı sivrisinekler tekrar üreyecektir. Hatta çoğu kez, sivrisinekleri oluşturan bataklığı kurutmak bile yeterli olmaz. Etkili olabilmenin yolu, bataklığı oluşturan dereleri de ıslah etmekten geçer. Tüm bunları yapabilmek için, yaşamı bir bütün olarak ele almalıyız. Yani bireyin; iş, aile, toplumsal ve kişisel yaşam alanlarından kaynaklanan tüm stres kolları üzerinde çalışmalıyız. Sözlükte stres; baskı, tazyik, zorlanma vb. şekillerde tanımlanmaktadır. Canlı sistemler yaklaşımında ise; sisteme giren ve sistemden çıkan madde, enerji ya da bilginin azlığı, çokluğu ya da uyuşmazlığı durumunda, dengenin bozulduğuna ve yeniden uyum sağlanması gerektiğine yönelik bir işarettir. Kısaca stres, iç dengemizin bozulduğunu bildiren, tedbir almamız için bizi uyaran bir sinyaldir. Peki, modern çağın hastalığı kabul edilen stres; dost mu, yoksa düşman mı? Stres araştırmalarının öncüsü kabul edilen, Dr. Hans Selye'ye göre; "İnsanların stressiz yaşamaları imkansızdır." Varoluşumuzu sürdürebilmemiz için, belirli düzeyde bir stres gereklidir. Stresin az olması halinde, yaptığımız işe dikkatimizi veremeyiz. Gerekli motivasyonu sağlayamayız. Yetersiz stres, başarıyı olumsuz etkiler. Özellikle iş hayatında, başarı ve motivasyonun yakıtı strestir. Ancak, azlığı gibi çokluğu da sorundur. Aşırı stres, "savaş ya da kaç" mekanizmasını tetikleyerek, vücutta ani enerji patlamasına yol açar. Ve, kas gerginliğini artırır. Modern insanın çoğu kez ihtiyaç duymadığı bu enerji ve gerginlik halinin sık sık tekrarlanması ve sağlıklı bir şekilde boşaltılamaması durumunda; bireyin fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal yaşamında sorunlara yol açar. Hatta bu sorunlar, kimi zaman organizmanın yaşamını tehdit eden boyutlara bile ulaşabilir. Sabırsızlık ve hoşgörüsüzlük, kızgınlık ve öfke nöbetleri, çok konuşma ve dinleyememe, ani tepkiler gösterme, depresyon aşırı stres belirtilerinden bazılarıdır. Stres deyince akla gelmesi gereken önemli bir konu, değişimdir. Yaşam için değişim şarttır. Değişim ise stres yaratır. Bir anlamda, yaşamanın bir bedeli vardır, o bedel de strestir. Çünkü, insan yaşamındaki her değişimin –pozitif ya da negatif olması fark etmez- stres olarak bir bedeli vardır. Değişim; ne kadar ani, ne kadar önemli, ne kadar uzun süreli ise, faturası da o denli ağırdır. Diğer önemli bir husus ise, stresin kişiye özgü oluşudur. Stres kişiye özgü olup, her insanın strese dayanıklılığı ve strese gösterdiği tepki farklıdır. Çünkü, ihtiyaçlar, amaçlar ve beklentilerdeki farklılığın yanı sıra; geçmiş deneyimler, inançlar, değerler, kurallar da insandan insana değişir. Sonuçta, aynı olaya A kişisi hiçbir tepki vermezken, B kişisi aşırı bir reaksiyon gösterebilir. Bu yüzden, etkili bir stres yönetiminde, öncelikli olarak kişinin algılama sistemini oluşturan zihinsel program üzerinde çalışılmalı ve yaşam tarzı sorgulanmalıdır. Etkin bir stres yönetimi, sadece sivrisineklerin yok edildiği bir mücadele değil, tüm sisteme yönelik önlemler bütünüdür. Bir yandan strese yol açan girdiler kontrol altına alınırken, diğer yandan da var olan birikmiş stresi boşaltmaya yönelik tedbirler alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyduğumuz şey, zihin ve yaşam koçluğudur. İşte, kişisel stresinizle etkin olarak başa çıkmada kullanabileceğiniz bazı öneriler:
İş stresi; sağlıksız kurum iklimi, kalitesiz iletişim, fiziksel ortamlardaki yetersizlik, kötü yönetim politikaları, çalışanlara değer verilmemesi, rollerdeki dengesizlikler vb. kurumsal faktörlerden doğabilir. Ya da çalışanın; kişisel, aile ve toplumsal yaşamındaki bireysel sorunlarından kaynaklanabilir. Nereden kaynaklanırsa kaynaklansın, tüm bu sorunlar, çalışanın ekolojik sistemini doğrudan etkiler. Örneğin, ateşin üzerindeki düdüklü tencereyi ele alalım: Ateşi sonuna kadar açarsak, bir süre sonra biriken gaz yüzünden düdüklü tencere patlama aşamasına gelebilir. Tencereyi patlatmamak için; ya ateşi azaltmak, ya da düdüklüden gaz tahliye deliğini açmak gerekir. Aksi halde, tencere patlar. İnsan denen organizma da, düdüklü tencereye benzer. İş, aile, toplumsal ve kişisel yaşam alanlarından gelen çeşitli stres girdileri, tıpkı tencerede olduğu gibi içeride birikmeye başlar. Eğer bu girdileri zamanında boşaltamazsak, ya da girdilerin miktarını kontrol altına alamazsak, denge bozulur. Gerekli tedbirler alınmazsa, zamanla bu dengesizlik; kalp ve damar, çarpıntı, şeker, migren, depresyon, astım, hipertansiyon vb. hastalıklara yol açar. Var oluşumuzu tehdit eder, yaşam kalitemizi azaltır. Maliyetleri artırır. Kısaca, sağlıksız iş iklimi, hoşnutsuz çalışanlar üretir. Bu nedenle, stresle başa çıkma, yönetimin asli görevlerinden olmalıdır. Gelecekte de var olmayı hedefleyen şirketler, etkin bir stresle başa çıkma programını da içeren sağlıklı ve dengeli bir kurum iklimi tesis etmeye özen göstermelidir. Sonuç olarak, işin aslına bakarsak; stres hem dost, hem de düşmandır. Asıl problem, stresin dengeli olup olmamasıdır. Dengeli olduğunda dost, dengesiz olduğunda ise düşmandır. Onu dost ya da düşman yapmak, bizim seçimlerimize bağlıdır. Yazan: Mustafa Çeşitcioğlu
Yer imi olarak ekle
E-posta ile gönder
Okunma: 362 Yorumlar (0)
![]() Yorum Ekleyin
Yorum ekleyebilmek için oturum açmalısınız. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kaydolun.
|








